Bir John Lennon filmi: “Nowhere Boy”

Bir John Lennon filmi: “Nowhere Boy”

“NOWHERE BOY” filmini sonunda izledim. John Lennon’un gençliğinde acılar olduğunu bilirdim ama bu kadarını öğrenmek çok acı oldu. O duygu ve felsefe dolu şiirler, şarkılar nasıl bir altyapıdan geliyor gördük…

Katı, disiplinli bir teyze…

Hovarda, sorumsuz ama eğlenceli bir anne…

Çocukluğundan beri görmediği baba…

Kendisine soğuk ve mesafeli üvey baba…

Ama hayatın enteresan ikilemleri vardır ya, bizi durumlarla ilgili çok net ve kesin yargılarda bulunmamayı öğreten…

Teyzesi; sorumluluk sahibi, disiplinli  onu büyüten, senelerce emek veren, muhtemelen hayatın tüm zorluklarını gören ve yaşayan bir kadın…

Lennon için en iyisinin iyi bir tahsil ve geçerli (!) bir meslek sahibi olmasını istiyor. Lennon’un ruhuna hiç uygun olmayan ama onun iyiliği için!..

Annesi, senelerce onu görmemiş, bakımını üstlenmemiş, kendine odaklı yaşayan ama Lennon seneler sonra tekrar hayatına girince onu müzik; rock’n Roll ve dans ile tanıştıran, onun derslerini önemsemeyip müzik konusunda hep destekleyen sıradışı bir kadın.

Yani John’un bir yıldız, hatta Beatles’ı kurmasının dahi aslında çok önemli nedeni o ehl-i keyf annesi.

John Lennon ise ailevi, psikolojik ve ergenlik sorunlarını çok yoğun yaşayan, özgüvenini Rock’n Roll ile kazanan asi bir genç.

ve John’un şöhret öncesi gençliğini ve Beatles’ın kuruluş dönemini ele alıyor ve kesinlikle ünlü olmalarından öncesinde (1962 öncesi) sona eriyor.

Filmle ilgili Notlarım :

1) John’un Paul ile ilk tanıştığı sahne’yi bekliyordum merakla. Paul görününce çok güldüm. Çok genç ve sevimliydi sadece 15 yaşında. 17’lik asi John ve arkadaşları başta onla dalga geçtilerse de yeteneğini görüp gruba aldılar :))))

2) Müzik çalışmalarında John ile Paul arasında enteresan sohbetler olur. John Rock’n Roll ve Elvis hayranlığını uç noktalarda yaşarken, Paul müzikte güzel birşeyler ortaya çıkartmayı düşünür.

Hatta Paul, John’a “Birşeyler yapacaksak, bize özel birşeyler ortaya koymalıyız” der. (Kimse durduk yere efsane olmuyor)

3) Filmin en güzel sahnesi: Annesinin ölümüyle sinir krizi geçiren John önce Paul’e bir yumruk atıp yere serer. Sonra birbirlerine sarılıp hüngür hüngür ağlarlar. (Paul’un annesi çok daha önce kanserden ölmüştür). Biri 17, diğeri 15 yaşında ikisi de öksüz ve şanssız olan bu gençlerin hali yürekli burkar. Sadece bir kaç sene sonra bir müzik tarihi yazmaya başlayacak olan bu ikilinin en duygusal anlarıydı belki de birbirlerine sarılıp ağlamaları…

Filmden sonra aklımda kalan düşünce şuydu: Başarı, başarıdan başka şansı olmayan azimli insanların kaderidir.

 

Mete BUYURAN – Oldies Radyo

Oldies DJ Mete Takip Etmek İçin: f/oldiesdjmete - i/oldiesdjmete Paylaşımlarım için OldiesRadyo: f/oldiesradyo